Bu Gidiş Gidiş Değil

Bu Gidiş, Gidiş Değil

Ankaragücü, Kasımpaşa karşısında da çok kötü sinyaler verdi. Sanki sonun başlangıcı gibi sarı-lacivertlilerin durumu.

Öncelikle hayatını kaybeden Spor yazarı büyüğümüz İlker Ateş’e Allah rahmetten ve ailesine sabır dileklerimle başlamak istiyorum.

Pazar günü 19 Mayıs Stadı’ndaydım. Ankaragucluler tribünleri doldurmuşken, Kasımpaşa tarafında iğne değil ne atsanız yere düşerdi. Ankaragücü yine farklı bir kadroyla sahaya çıkmıştı. 2 otobüs dolusu adamla çalışmak zor olsa gerek ama bu kadar da sık kadro değişikliğini de anlamak mümkün değil.

Karşılaşmanın ilk 15 dakikası, Kasımpaşa’nın topu rakibine bıraktığı bir periyod olarak geçti. Ankaragücü bu dönemde orta sahayı rahat geçti, bir presle karşılaşmadı. Bulduğu pozisyonları ise değerlendiremedi ve rakibine direnç kazandırdı. Bu süre zarfında Kasımpaşa’da Azar Karadaş’ın ayağına top gelmedi adeta. Kasımpaşa orta alanındaki Moritz ve Yekta da etkisiz olunca ilk yarıda Kasımpaşa sadece 4 şut kaydedebildi. Ankaragücü’nde kanatlar işlemiyordu, orta sahada Hürriyet faydalı işler yaparken Barbaros kayıptı. Sarı-lacivertlilerin golü, oynanan futbola göre golün beklenmediği bir anda duran toptan geldi. Koray’ın iyi yükseldiği hava topunda kaleci Tolga’nın müdahelesi zayıftı, golde kaleci pozisyonlanma hatası vardı. Ankaragücü, ilk 45 dakikaya 8 şut sığdırmıştı.

İkinci yarıya başlarken bambaşka bir Kasımpaşa gördük. Yekta belli ki Broggi’nin savunma zaaflarından haberdar edilmiş, Moritz, Yılmaz Vural tarafından iyice hırpalanmış, takım hocaları tarafından komple motive edilmişti. Sahada uyur gezer Azar Karadaş cok gecmeden oyundan alındı. Lakin Ankaragüçlü futbolcularda ise bir rehavet, bir konsantrasyonsuzluk baş göstermişti, ilk yarıda da sahada varlığı ile yokluğu belli olmayanlar vardı zaten. 59.dakikada Gökhan Güleç’in golünde defansın hata yapması doğaldı, sürekli değişen bir defans kurgusunda aslında yadırgamamak gerekir. Gökhan Güleç’in vuruş tekniği de harikuladeydi. Bu golden sonra Ankaragücü bazı pozisyonlar yakaladı ise de, gerek Meye’nin gerek Vassell’in bir türlü golü kaydedememesi, gerek ise Hürriyet dışında orta saha ve defanstaki tüm futbolcuların uyuşuk futbol tarzı yüzünden sıkıntı geçmiyordu, taraftar da haklı olarak protestoya başlıyordu.

Moritz’in golünden sonra Ankaragücü’nü motive eden tek bir unsur vardı: TARAFTAR. Ankaragüçlüler adeta çileden çıkmıştı, takımlarına sert bir tezahuratla adeta ters mıknatıslama yaptırdılar, 1 veya 3 puan almak zorunda olduklarını hatırlattılar. Maç boyu pozisyonları, peynir ekmek gibi yiyen Meye, bu “itekleme”yi golle taçlandırdı. İkinci yarıda Kasımpaşa 11, Ankaragücü 10 şut kaydetmişti, son zamanlarda izlediğim en heyecan dolu Ankaragücü maçlarından biri oldu ikinci yarısı itibariyle.

Maçın adamı Yılmaz Vural oldu. İkinci yarıya başlarken verdiği motivasyon çok belliydi, doğru anda doğru değişiklikler yaptı, formsuz Moritz’i motive ederek ikinci yarıda bambaşka bir hale bürüdü, Yekta’yı sürekli uyardı Broggi’nin kötü gününden yararlandı. Gökhan Güleç’i sahaya sürerek deplasmanda kazanma arzusunu iyice gösterdi. Zaman zaman gösterdiği tepkilerle Yılmaz Hoca’yı izlemek de gerçekten keyifliydi. Kasımpaşa’da Yekta, defansta Barış Başdaş, orta sahada Moritz etkiliydi, defansta Ali Güneş, rakibin sol kanatta adamı olmadığı için rahatça ileri çıktı.

Ceyhun’a özel bir bölüm açmak gerek. Kulübün maç sonrası süresiz kadro dışı bıraktığı futbolcuya bir tavsiyem var, bundan böyle herhangi bir kulüpte kaptan olmasın sevgili Ceyhun. Kaptan dediğin gerekli gereksiz itiraz etmez, takıma örnek olur, sinirlenen arkadaşlarına müdahele eder, takımına sahip çıkar. Ceyhun’da bundan zerre görüntü yok. Bu nedenle kendisine bundan sonraki futbol yaşantısında kaptansızlık yakışır. Kapalının önündeki yan hakeme de buradan sesleniyorum, biraz ofsayt çalışsın, bu konuda zafiyeti var.

Hikmet Karaman’ın işi o kadar zor ki, eline bir tarla vermişler, uçsuz bucaksız, o tarladan en iyi ürünleri topla demişler. Fakat Hikmet Hocam ısrarla elindeki kadroda kanatları boş bırakıyor, etkisiz adamları sahada uzun süre tutuyor. Artık ne olursa olsun aşağı yukarı asgari bir kadrosunu belirlemesi gerek. Ara transfere yaklaşıldığı bir dönemde artık birlikte çalışmayı düşünmediği oyuncuları netleştirmeli, kafası rahat olmalı.

GENÇLERBİRLİĞİ

Bu Gençlerbirliği, hocasıyla, futbolcusuyla, yönetimiyle bir farkına varsa ligde yenemeyecekleri takım olmadığını! Bursa maçında da bunu gösterdiler. Özellikle Kahe’nin arkasındaki isimlerden en az ikisi formda olduğunda rakibin işi gerçekten çok zor. Ha bir de, kırmızı-siyahlıların maçlarını takip etmek isteyeceklere bir bilgi, Gençlerbirliği’nin bu sene gizli bir silahı daha var aslında, ortaya hiç çıkmayan, açıkları iyi kapatan bir isim : Cem Can.

HAFTANIN BLOGU http://www.idman.org

Hasan Burak’ın zaman zaman futbol dünyasının sivrilmeye başlayan spor yazarları ile röportajlarını, maçlara dair tahminlerini yansıttığı blogu İdman.org’u özellikle bu röportajlar anlamında takip etmenizi dilerim. Yayın hayatında da başarılar.

Share and Enjoy:
  • Print
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
  • Twitter
  • FriendFeed


Comments

No comments yet.

Add Yours

  • Author Avatar

    YOU


Comment Arrow



About Author

admin

This author has not yet written a description. Please give them some time to get acquainted with the site and surely they will write their masterpiece.


Additional comments powered by BackType


İnşaat