Çamlıdere Yaylası Kızılcaören Gölü

IMG_0519

Bu gezi ile birşey farkettim ki, Ankara’da yaşamak, belli sıkıcılıklarına ve tuhaflıklarına rağmen, Ankara’nın hinterlandındaki böyle keyifli alanlara ulaşabilmek anlamında son derece değerli. Evet, başkentten 1 saatlik uzaklıkta Kızılcahamam, Çamlıdere, Çamkoru, Işık Dağı, Çubuk-Karagöl vb. pek çok yayla, göl, yürüyüş alanları var. Abant bile en fazla 2 saat ötenizde.

6 Haziran günü sevgili rehberimiz Gökhan Koçak’ın DASK ( http://www.dask.org.tr ) olarak düzenlediği gezisine katılacaktım. Son derece yorgundum, hava bunaltıcıydı, yağmur yağacağı tahmini vardı. Çamlıdere’ye 1 saat 15 dakikalık yolculuktan sonra vardık ve hava birden inanılmaz şekilde yağmura dönmüştü. Bulutlar da son derece alçaktan seyrediyordu, açıkçası biraz ürkütücüydü.

Çamlıdere merkez yaylasının yüksek bir noktasından başladığımız yürüyüş, yoğun yağış eşliğinde mis bir kokuda devam ediyordu, yerler çamur olsa bile yola devam etmekte zorlanmıyorduk. Yürüyüşün ilk başlarında daha ziyade toprak, taşsız bir güzergahı takip ettik. Ardından Asartepe’ye doğru tırmanışa geçtik ve bu sırada hava açtı. Birden bunaltıcı hale gelen hava, gelecek bir yağışın habercisi idi. Kızılcaören gölüne doğru inişe geçtik ve burada yapay-doğal göllerin birbirine yakın olduğu bölgede, daha büyük olan yapay göl kenarında öğle yemeği yedik.

IMG_0522

Gölden geriye doğru kısa bir yükselişte, bolca taşla karşılaşmaya başladık. Gökhan’dan öğrendiğime göre, köylüler ne yazık ki, tarla açmak için zamanında buranın doğasını bozmuşlar ve pek çok taş kalmış. Ardından bizi dağın tepesinden Kızılcaören köyüne indirecek, tam anlamıyla dağın eteğinde yer alan yani 1 metre ötenizde uçuruma yuvarlanabileceğiniz yürüyüş parkuruna girdik. Bu öyle bir güzergah ki, ekip bir anda duranlar, resim çekenler, mola verenler yüzünden 3′e bölündü ve ne önümdekini ne arkamdakini 20 dakika boyunca göremediğim bir periyotta kaldım. Buralara gidenlerin dikkatli olması yolunda bir tavsiye: çok denk gelinen bir hayvan: ayı bulunuyor. Eğer yalnız kalırsanız bir şekilde güvenliğiniz almaya bakın.

Bu süper dağ eteği patikasının tadına varmayı güçleştiren bir unsur vardı: BİTMEK BİLMEYEN TAŞLAR. Bu nedenle sağ ayak bileğimin defalarca burkulduğunu hissetsem de, patikanın bana hissettirdiği bir şey vardı: İlerlemek ve keşfetmek. Ayrıca hemen solumdaki uçurumdan ileriye doğru baktığımda enginlik hissi vukubuldu. Kızılcaören köyüne doğru keskin inişler gerçekleştirip tekrar yukarı baktığımda ise o kadar mesafeden aşağıya nasıl indiğime inanamadım.

Toplamda 16 kilometrelik bu parkur son derece keyifliydi. Haftasonu ne yapabilirim diyen Ankaralılar için eşsiz bir öneri. Mümkünse parkuru bilen birileriyle yürümeye bakın, özellikle dağdan aşağıya o dağ eteği yolunu bulabilirseniz değmeyin keyfinize.

Gezi ile ilgili tüm resimlere adresinden ulaşabilirsiniz: http://www.flickr.com/photos/quelquun/sets/72157624102039397/

Share and Enjoy:
  • Print
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
  • Twitter
  • FriendFeed


3 Comments

Comments

  1. Nif (•̪●) Haziran 7th

    Comment Arrow

    buna bak gezi rehberim :D çamlıdere de var ama yayla yok :D

    This comment was originally posted on FriendFeed


  2. Tolga Ozek Haziran 7th

    Comment Arrow

    Önünde saygıyla eğiliyorum Nif:) Bir sabah erken kalksan da doga yuruyusune katılsan hani?

    This comment was originally posted on FriendFeed


  3. Nif (•̪●) Haziran 7th

    Comment Arrow

    :D önümüzdeki haftalarda olabilir aslında :D biz genelde foto çekmek için ve gezmek için gidiyoruz… 500 km falan yapılıyor . ama arkadaşları alıp gelirim bir hafta sonu.. keep in touch :D

    This comment was originally posted on FriendFeed


Add Yours

  • Author Avatar

    YOU


Comment Arrow



About Author

admin

This author has not yet written a description. Please give them some time to get acquainted with the site and surely they will write their masterpiece.


Additional comments powered by BackType