İçimizdeki İrlandalı – 2006 İrlanda Gezim

Böyle bir yazıyı uzun süredir kaleme almayı düşünüyordum. St.Patrick’s Day vesile oldu belki de. Dünyanın bence en güzel ülkesi İrlanda’nın, İrlandalıların günü bugün 17 Mart 2010. Dünyada St.Patrick’s Day olarak kutlanıyor. Bu güzel günü Dublin’in sokaklarında veya Avrupa’nın başka bir ülkesinde bir Irish Pub’ta kutlamak vardı elbette. Lakin ben de bu kutlamalara, 2006 yılında gerçekleştirdiğim ve hiçbir zaman unutamayacağım o geziyi aktararak katkıda bulunmak istedim.
2006 yılının yaz ayları, İrlanda Büyükelçiliğine vize başvurusu yaptım, başvuru yaparken 9 hafta sürer denildi, uçak biletim, otelim hepsi hazırdı. Elbette bu kadar sürebileceğini ciddiye almamıştım ki biletin de otelin de süreleri geçti. Derken elçilikten Eylül ayı ortasında bir telefon, istersen vizen hazır gidebilirsin. İrlanda vizesi, Schengen’den farklı olarak alınıyor, İngiltere vizesi gibi prosedürü farklı, lakin gecikmeleri dikkate alarak başvurmanızda fayda var. 3 Ekim Salı – gününü bile hatırlıyorum- Türk Hava Yolları uçağı ile Dublin’e vardım. Otelime, Lower Stephens Street’teki Drury Court’a vardım. Gerek O’Connell’a gerek ise Grafton’a yakınlığı nedeniyle Dublin’de nerede kalınır diye merak edenlere tavsiye ederim, temizdi ayrıca. İlk akşam yol yorgunluğu ile River Liffy çevresini tavaf ettim, yalnızdım, nehir kenarında oturup etrafı seyretmek bile keyifliydi.
İkinci gün, seyahatimin ana noktasını teşkil edecek Taste of Ireland turuna katıldım. Türkiye’den İrlanda’ya herhangi bir tur olmadığı için CIE Tours web sitesinden rezervasyonumu gerçekleştirebildim. Siteyi ziyaret ettiğinizde pek çok farklı İrlanda turu olduğunu görebileceksiniz. Turda Amerikalılar, bir iki Avustralyalı ve az da Belçikalı vardı. Gündüz, Dublin Castle’a gittik. Earl Grey’in resmini bile duvarda gördüm orada. Kraliçenin ziyaretleri sırasında kaldığı yer olarak bahsedildi. İlk akşam otelin yakınlarında bir Irish Tavern gecesine katıldık, eğlenceliydi. İkinci günden itibaren yola koyulacaktık. İlk durağımız İrlanda kırsalında bir “country house” olmuştu. 3 katlı, 8-9 tuvaletli, 3-5 köpekli harika bir yerdi. Yeşilin her tonunu görmeye başlamıştık artık. Ardından Blarney Castle ‘a doğru yol aldık. Eski bir kale / şato, görsel anlamda harika bir bahçe vardı etrafında. Buradaki en önemli etkinlik, sizi bir görevli aşağıya doğru tutuyor, Stone of Eloquence dedikleri bir taşı öpüyorsunuz, elbette uğur getireceğine inanılıyor. Açıkçası korktum ve yapmadım.
Akşam Kilarney’deki Kilarney Tower Hotel’e yerleştik. Burası ise il kabul edilebilecek düzeyde, klasik bir İrlanda kenti. Binalar yüksek değil, sokaklar dar, pub’lar restorantlar her yerde. Otelin hemen yanındaki pub’ta hep gülerek hatırladığım bir anı yaşadım. Avustralyalı Andrew ve iki Amerikalı bayan ile pub’ta oturuyorduk. Andrew dedi ki, bak bu Amerikalılar salaktır senin hangi memleketten olduğunu bilemeyecekler. Avrupa’dan birsürü ülke saydılar, Andrew da haritaya göre yönlendiriyordu, bayanlar en son Yunanistan’a geldi ve artık bilemeyecekleri çok net. Dedi ki “What do you American people eat at Thanksgiving Day?” Cevap haliyle “Turkey”:)
Bir sonraki gün, atlı arabalarla Muckross House’a gidebileceğimiz belirtildi. Açıkçası başta ben de isteksizdim ama iyi ki katılmışım. İstikamet Muckross House ve bahçesi. Atlı arabalarla gittiğimiz yol İNANILMAZ derece panoramikti. Sanki, bir film seti. Atlı araba, adeta çıt çıkmayan, sessiz iç yola girdi ve karşımızda o muhteşem bahçesiyle Muckross House . Olağanüstü, vurucu, muhteşem, herşey harikuladeydi. Ev, Guinness ailesi tarafından da bir dönem sahiplenilmiş. İçerisi çok güzeldi, resim çekmemiz yasaktı.O gece yine Kilarney’de otelde kaldık. Açıkçası sevimli bir yerdi Kilarney. Dublin dışında İrlanda’da nerede kalınır diyeceklere önerilir.
Ertesi gün, bu en tepede bizzat tarafımdan çekilmiş resmin olduğu Cliffs Of Moher e gittik. Hayatımdaki belki en özel anlardan biriydi. Yuz metreden -tahminim- daha yuksek kayalık, adeta ölüm 5-10 metre ötenizde siz tepede yürüyorsunuz, tepeler birbirini izliyor. Denizden tepeye rüzgarın da etkisiyle ufak damlalar adeta sıçrıyor. Müthiş bir huzur, sanki o ana kadar yılların biriken yorgunluğunu atıyorum, elektriği üstümden salıyorum. Bu huzurla o kadar çok tepe gitmiştim ki, az daha bizim aracı kaçıracaktım. İrlanda’da Muckross ile birlikte yüzde 100 görülecek bir yerdi burası.
Turun sondan bir önceki günü, aslında fiili olarak son günü, Shannon’dayız. İlk kez bir havalimanı otelinde kaldım. Açıkçası bölge sazlık olduğundan sinek çoktu, biraz rahatsız ediciydi. Shannon’da bizi bekleyen son aktivite ise Bunratty House’taki Medieaval Night oldu. Ortaçağ figürleriyle gerçekleştirilen sahne etkinlikleri, masada çatal, bıçak olmadan tamamen ortaçağ usulü tüketmemiz istenen yemekler – çok eğlenceliydi açıkçası Ortaçağ insanlarını kıskandım bu anlamda:)- herşey dört dörtlüktü.
Shannon’da ve bir gün sonra gündüz Dublin’de Amerikalılarla ve Andrew ile eşi Colleen ile ayrılmak gerçekten çok güç geldi. O kadar sevimli, eğlenceli ve hayat dolu insanlardı ki, geziyi gezi eden bir unsur da onlarla yaptığım keyifli sohbetlerdi. Uçuştan bir gün önce, Guiness Beer Store House’a gittim. Muhteşem İrlanda birasının üretimi, genel bira üretiminde dikkat edilmesi gerekenler, Guinness ‘in dünyada üretim merkezleri – biri Çek Cumhuriyeti’ndeydi aklımda o kadarı kalmış – ve bira tüketimine dair hususlar ile kat kat yukarıya doğru çıkıyorsunuz. En sonunda ise sizi Gravity Bar’da bedava Guinness ‘iniz eşliğinde Dublin manzarası bekliyor.
Uçak, Dublin’den İstanbul’a doğru hareket ettiği an, işte o an, en zorlarından biriydi 30 yıl 6 aylık hayat serüvenimde…
Beni İrlanda’ya ne mi sürükledi diyecek olursa? The Corrs ‘un şarkıları, Marian Keyes’in satırları herhalde yeter de artar…
İrlanda’da çektiğim resimlere http://www.flickr.com/photos/quelquun adresinden ulaşabilirsiniz.
Happy St.Patrick’s Day!
- Cape Town 2011 Gezim
- Bursaspor’un Şampiyonluğu
- Dünya Kupası Heyecanı
- Ankara’da Teknokent Firmaları
- Amsterdam Sensation White Party 2011
Comments
About Author
Additional comments powered by BackType







Nesil VAR Mart 17th
İrlanda ve İrlandalılara bir zaafım var
This comment was originally posted on FriendFeed
Nesil VAR Mart 17th
İrlanda ve İrlandalılar abir zaafım var
This comment was originally posted on FriendFeed
halidox Mart 17th
Liked “İçimizdeki İrlandalı – 2006 İrlanda Gezim” http://ff.im/-hF5xM
This comment was originally posted on Twitter
Halit Altunterim Mart 17th
İrlanda Bizans toprağıysa, "İçimizdeki Bizanslı" diyebilirim. hehe:)
This comment was originally posted on FriendFeed
Tolga Ozek Mart 17th
This comment was originally posted on FriendFeed
ahmetdurmusoglu Mart 17th
Tolga ne güzel geziyorsun ya idolümsün
This comment was originally posted on FriendFeed
Cigdem OZKAN (Q'IN®) Mart 17th
İrlandaya gide gele daralan bir ben varım o zaman :s
This comment was originally posted on FriendFeed
Cigdem OZKAN (Q'IN®) Mart 17th
İrlandaya gide gele daralan bir ben varım o zaman .s
This comment was originally posted on FriendFeed
ahmetdurmusoglu Mart 17th
Heheh yok abi seviyorum bu huyunu yazını da okudum bu yaz dar bana buralar
Diyorsun ya The Corrs ‘un şarkıları beni sürükledi. Beni de Cold Play sürüklüyor
This comment was originally posted on FriendFeed
Tolga Ozek Mart 17th
This comment was originally posted on FriendFeed
ahmetdurmusoglu Mart 17th
Yazın ispanya planım var
Denk getirebilirsem umarım çıkıcam yollara,daralman doğal ya senin için ihtiyaç olmuş ajansa geldiğin gün zagrepten dönmüştün sanırım yorgun,şaşkın ama mutlu:P zagrep’de güzel yer sanırım.
This comment was originally posted on FriendFeed
Tolga Ozek Mart 17th
İspanya mı bak oraya gidemedim:) Zagrep’ten gelmiştim bir gün önce, güzeldi acıkcası ve vize yok – elbette U2 konseriydi asıl olay görmekte fayda var vize sıkıntıları başlamadan. 2012 de gireceklerdi sanırım Avrupa Birligi’nde
This comment was originally posted on FriendFeed
Add Yours
YOU