Brezilya….30′u aşkın yurtdışı seyahati yapmış biri olarak ölmeden önce mutlaka görmem gereken 3 ülkeden biriydi….(Diğerleri İspanya ve Norveç ve hala listedeler:)   9 Eylül günü Rock in Rio etkinliği için Brezilya’ya gideceğim belli olduğunda hazırlanmak için birkaç günüm vardı. İnternet sektörü insanıyız, herşeyi internetten buluruz ama zaman o kadar dardı ki hiç bu kadar not, anektod toplayamadan gittiğim olmamıştı.   Uçuşumuz Türk Hava Yolları’nın TK 0015 sefer sayılı Sao Paolo uçağı ile başlayacaktı.  THY bu hat için daha önceden Boeing 777 ile kullanırken o uçağı ABD ye kaydırmışlar ve Airbus A340 ile uçmak durumunda kalınmış. Burada ne kötülük var diyeceksiniz, Boeing 777 diğerine göre aynı yolu 1 saat daha hızlı gidebilecek hızda bir uçak ve artık çağımızın en önemli detayı, A340′ta internet yok…Diğerinde ise var!    Böyle olunca beni kurtaran şeylerden biri Turkcell ‘in Dergilik uygulamasından indirdiğim dergiler oldu. Gerçekten tebrikler bu uygulama için, daha da geliştirilmeli.  THY ile Sao Paolo 13 saat sürüyor. Gidiş uçağı saat 09:15′te kalkıyor.

 

Akabinde ise adı gibi enteresan olan Gol Airlines ile 1 saat 15 dakikalık Rio de Janeiro uçuşunu gerçekleştirdik.   Gol Havayolları hayatım boyunca gördüğüm en enteresan boarding pass kağıdını verdiler. Kağıttan da anlaşılacağı üzere Gol Havayolları bir düşük maliyetli havayolu idi. Uçakta sadece su bedava idi, geri kalanlar paralıydı. Açıkçası logo renklerinden, menü çizgilerine herşey Pegasus Havayolları’nı fazlası ile andırıyordu. Açıkçası hangisi diğerinden esinlendi merak etmiyor değilim.

 

 

Gol Havayolları Rio’nun küçük havalimanına Aeoroport Santos Dumont ’ a  iniyor ancak havalimanı pisti kısa olduğu için sert bir frenle sizi şaşırtabilir, dikkat edin. Şehirde 2 havalimanı daha var, ama bu daha çok turistik bölgeye yakın. Böyle havalimanlarına ulkemizde de deniz kıyısında trafiği yoğun yerlerde ihtiyaç var.   Pervaneli uçakları aprona doğru park etmiş olarak görebilirsiniz.  Havalimanına bagajlar herhalde 1.5 dakikada falan getirildi, öylesine küçük…Rehberimiz ile birlikte otelin yoluna koyulduk. Lokasyon itibari ile çok iyi olduğunu zamanla anladığımız  Hotel Bandeirantes ‘e geldik. Otelin en kötü yanı asansörlerinin 10 günlük tatil boyunca 2 kere bize heyecanlı anlar yaşatması oldu. 6 katı merdivenle in – çık yapmak ne demek bir bilseniz!   Otelin konumu, Copacabana ‘ya çok çok yakın, Ipanema’ya da hafiften göz kırpan bir lokasyonda olması. Bu ikisi şehrin en önemli 3-4 plajından ikisi olduğu ve güvenlik anlamında da iyi olduğu için kendinizi iyi hissedebilirsiniz.

 

Bu yazıda seyahatin ana gayesi olan #RockinRio ‘ya yer vermeyeceğim. Daha ziyade Rio de Janeiro ve Brezilya’ya dair notlarımı bulacaksınız. İlk yorgunlukla birlikte soluk almak için oradaki Türk turizmcilerden birinin ekibindeki bir arkadaş ile birlikte şehrin neredeyse her yanında görebileceğiniz  vitaminciler-nektarcılardan birine gittik. Bunlara Sucos da denebiliyor. O kadar çoklar ki, nerede bulabilirim stresine girmeyin. Bol çeşitli meyve suları – bizde olmayan meyveler dahil – gerçekten iyi gelecek. Bunlardan birine gidin ve mutlaka bir Açai için! Diğerleri de çok iyi ama bunun için bana müteşekkir olacaksınız:

 

Sabah uyanınca ilk iş, terlikleri giymek, şort mayoları çekmek ve doğru Praia de Copacabana yani Copacabana Plajına gitmek oldu!! Otel ile arası maksimum 5-7 dakika arasında…Antartica Bulvarı ile otelin olduğu Barata Ribeiro’yu dikine kesen birçok ara sokak olduğu için alışmanız zaman alabilir.  O müthiş plaja varınca seyahat öncesi bünyede ceryan eden tüm stres gitti, uçtu, başka bir evrene gitti sanki….

 

Yukarıdaki resimde plajın en sol tarafında idim. Plajın bir ucu ile diğer ucu arası 1 saat sürebilir. Diğer ucunda ise Brezilya Ordusu’nun Müzesi var. Tabi ilk pozlar ilk heyecan derken birkaç saat içinde kendini hissettirmeden vücutta güneş yanmaları başladı. Seyahati yaptığım 12-23 Eylül tarihlerinde Brezilya kış mevsiminde idi ve sıcaklık yanlış okumuyorsunuz 22 Eylül’de 34 ‘e kadar çıktı!!!  Tabi sahil kenarı olması çok etkili, dönüş yolunda Sao Paolo havalimanında üşüdüğümüz doğrudur. Futbol oynayan veya voleybol oynayan insanları plajın her yerinde haftaiçi veya haftasonu görmeniz çok olası. Fluminense, Flamengo, Botafago ve Vasco de Gama gibi 4 önemli takımı bünyesinde bulunduran şehrin tılsımı burada imiş:

 

Deniz çok dalgalı ve “boyuma kadar giderim, nasılsa ötesine de gider, dönerim” denilmeyecek kadar tehlikeli idi. Boyunuzu geçen noktaya gitmemenizi tavsiye ederim. Çok iyi yüzücü olmanız burada sökmeyecektir. Genel olarak da Brezilyalılar daha kenar bölgede dalgalar ile oynuyor, öyle serinliyordu.  Brezilya’da sahil güvenlik orduya emanet..Yani sahildeki cankurtaranlar bile ordudan….Birçok gözetleme kulesi var kritik sahillerde ve buradan herhangi bir tehlike olduğu saniyede kurtarıyorlar sizi. Gözümüzle böyle bir örneğe şahit olduk. Zaman zaman helikopterler ile de sahili havadan tarıyorlar. Ayrıca, itfaiye de orduda…Kritik bölgelere operasyonları sadece özel harekat yapıyor. Polisler ise daha geri plandalar.. Belediyenin zabıtaları ise bizimkilere göre havalı ve çok yerde karşınıza cıksalar da pek bir sorumlulukları yok denebilir.  Gecekondu bölgeleri yakın dönemde ağır silahlı güçlerden temizlenmiş.

 

Rio de Janeiro’nun adı, Portekizlilerin burayı bir Ocak gününde keşfedip nehir zannetmesi ile ilintili. Rio, river gibi nehir, Janeiro da January gibi Ocak demek. Ocak Nehri olarak adlandırabilirsiniz. 16 milyon nüfusu var. Sao Paolo’nun ise 32 milyon nüfusu var ve Sao Paolo’ya doğru THY uçağı inişe geçerken en enteresan manzara, birçok yerde aynı anda yakılan anızlar idi. Sanarsınız şehrin etrafı yangın yeri… Böyle oluyormuş oralarda. Rio de Janeiro’da en hoş olaylardan biri ise , Copacabana ve Ipanema plajı başta olmak üzere şehrin birçok yürüyüş – rahatlama mekanında yolların yarısı kapalı!  Yollarda alkollü araba kullanımı çok yaygın ve bu nedenle birçok kaza oluyormuş. Onbinlerce insan her yıl hem trafikten hem de polisin pek giremediği lokasyonlarda yaşanan cinayetler vb adam öldürmelerden dolayı ölüyor. Yıllık nüfusun yaklaşık binde 4 ünü bu sebeple kaybediyormuş ülke. Brezilya’nın önemli bir detayı da tarihinde kimse ile savaşmamış olması! Evet Güney Amerika’daki komşuları ile bile asla savaşmamış ve bir büyük gerilim yaşamamış… Brezilya Askeri Müzesinden bir kare:

Rio de Janeiro, tünelcilik noktasında en ileri şehirlerden biri. Şehirde tam olarak 23 adet tünel var ve bazıları bir şehir içi tünel için azımsanmayacak derecede uzun.. Bu sektörde çalışanların görmesi gerekli.  Rio de Janeiro, 2014 te bazı maçlarına ev sahipliği yapacağı Dünya Kupası ve 2016′da tamamen tek başına düzenleyeceği olimpiyatlar nedeniyle hali hazırda pek tercih edilmeyen metro hatlarını genişletiyor. Şehrin birçok yerinde bu konuda inşaatlar var ve trafiği yavaşlatabiliyor.  Her iki spor olayı için de Rock in Rio ‘nun yapıldığı Cidado de Rock – yani Rock City dolaylarına  stadyumlar, spor salonları inşa ediliyor. Maracana Stadı da bu arada yenilenmiş, koltuk kapasitesi düşürülmüş:

Seyahatin etkinlik öncesi saatleri ve boş günlerinde daha çok bulunduğum 2. yeri ise Praia de Ipanema yani Ipanema Plajı oldu. Bu plaj, biz Avrupa kökenliler için daha kendimizden tipleri bulabileceğimiz bir yer. Copacabana’nın Plaj bölgesine nazaran yarım adım daha güvende hissedebilirsiniz. Mutlaka gidin, inanılmaz güzel sahili var. Buranın bir handikapı, Copacabana ‘ya göre biraz daha az mekana sahip oluşu. En enteresan detaylardan biri de, tüm plajlarda da insanlar güneşe doğru bizdeki gibi sahile veya yanlamasına yönlerine değil, Ekvator’un güneyinde oldukları için sahilden geriye doğru yatıyorlar.

Efsane plajlardan biri de Sao Conrado idi. Burada çok uzun kalmadık hatta ziyaret ettiğimizde hava kapalıydı. Ipanema’dan sonraki arada kalıyor. Müthiş bir plaj… Tüm plajlar da koşmak için harika….

Sıkmamak adına notlarımı bölerek paylaşacağım. Bu yazı ile ilgili bir sorunuz olursa Twitter’dan @tolgaozek adresinden de bana ulaşabilirsiniz.