SporX 1 Kasım Tarihli Yazım “Daha Kötüsü Olamaz”
Daha kötüsü olamaz!
01.11.2009
Soğuk bir Pazar günü 19 Mayıs Stadı’nda Gençlerbirlikliler yerlerini almıştı. Manisalılar ise Ankaragücü maçında olduğu gibi gelmemişti. Toplasanız bir 10 kişi anca vardı. Anlaşılıyor ki, Vestel çekildiğinden beri deplasmanlara gitmeyen bir Manisa taraftarı var. Bir şehir takımı için iyi bir manzara olmadığını belirtmek istedim.
Kadroları aldığımda dikkatimi ilk çeken, Manisa’nın yedekleri oldu: Güven Varol, Mehmet Nas, Sezer Öztürk, Nizamettin Çalışkan, Yaser Yıldız. Bir şekilde topa sahip olmayı sağlayan, pas yapan, kontrolü güçlü ve hem ileri hem geriye katkısı olan oyuncularını yedek oturtmuştu Mesut Bakkal. Sahaya yayılışta ise Simpson sola hapis, sağ kanatta Yiğit İsmail ile Ergin kontratakların hedef adamıydı. Gençlerbirliği’nde sürpriz bir ilk 11 yoktu. Bu dizilişle Mesut Bakkal’ın kumar oynadığı, yenilmemeyi hedeflediği, bulursam atarım dediği çok belliydi. Daha 1. dakikada hakikaten düşeş bir gol ile Manisa 1-0 öne geçti ve beklendiği gibi, geriye çekilerek Gençlerbirliği’ni karşılamaya başladı.
Gençlerbirliği’nden ilk 11′ler arası kalite farkı sebebiyle bekledik ki, dar alanda kısa paslaşmaları hızlıca yapsın, kilit adamların arkasına değil önüne toplar atılsın, Kahe’nin indirdiği toplarla ani ataklar tehlikeler gelsin. Fakat hepsi nafile! Oyuna topu sokamayan bir Ivan Radeljic, Hurşit ile koordinasyon kuramayan Tozo-Harbuzi-Cem Can üçlüsü, sahada ruh gibi gezen Mustafa Pektemek ile yapabilecek şeyler sınırlıydı. Mesut Bakkal’ın takımı zaman zaman o kadar geriye çekiliyordu ki, Murat Kalkan ilk yarıda etkili bindirmeler yapabiliyor, Orhan Şam da önünde onu savunan kimse olmadığı için alan bulabiliyordu. Bu Gençlerbirliği, ilk yarıda taraftarının yüreğini hoplatacak hiçbir sonuca yönelik teşebbüs geliştirememişti. Belliydi futbolcular haftaiçi kupada elenmenin de üzüntüsünü yaşıyordu da bu kadar da isteksiz olunmazdı. İlk yarıda her iki takım da 4′er şut iletti karşı kalelere. Bu arada kenarda kötü giden takıma müthiş çözüm (!) bulan biri vardı.
Bu isim elbette Thomas Doll olacaktı. Bulduğu müthiş çözüm, Hacettepe’ye geldiğinden beridir ne yaptığı belli olmayan adeta bende bir antipati oluşturan Patiyo’yu oyuna almaktı. Anlaşılan Alman Hoca’ya göre kötü gidişi değiştirecek, takımı silkeleyip kendine getirecek, ileriyi besleyecek, sağ kanatta Orhan ile bindirmeler yapacak isim Patiyo idi. Gençlerbirliği bu sefer ilk yarıdaki gibi kısmetsizliğinden değil, beceriksizliğinden kalesinde bir gol gördü. Aykut bir topu uzaklaştırmayı başaramayınca Radeljic’in de seyretmesiyle 2-0 yenik duruma düştü. Bu dakikadan sonrası için belirtilecekler şunlar: Ergin’in şu ana yıllardır izlediğim en iyi oyununu oynaması, 2-0′dan sonra rahatlayan Manisa’nın Mehmet Nas, Nizamettin ve Yaser Yıldız’ın oyuna girmesi ile son derece rahatlaması, adeta daha yüksek farkı kaçıran bir futbolun yaşanması ve en önemlisi Gençlerbirliklilerin son derece haklı alkışlı protestosu.
Maçın adamı ikinci yarıdaki hamleleri ile Mesut Bakkal oldu. Bu kararımda, istediklerini bir türlü yapamayan Yiğit İsmail’i oyundan doğru zamanda alması, sırasıyla Nizamettin, Mehmet Nas ve Yaser Yıldız’ı oyuna sürerek maçı erkenden bitirmesi etkili oldu. Thomas Doll de Gençlerbirliği adına yanlışları yaparak skora katkıda bulundu. Patiyo üzerinde ısrar etmesi hakikaten anlaşılır gibi değil. Siyahi futbolcu ne yazık ki bir katkıda bulunamıyor, antrenmanlarda bu oyuncuya dair ne görülüyor, düşünüyorum ve bir sonuca varamıyorum. Ayrıca, defanstaki Aykut ile Radeljic kritik anlarda tel tel dökülürken, bırakın oyuna almayı, İlhan’ı ısındırmayı bile düşünmemesi Thomas Doll adına büyük bir eksiklik olarak göze çarptı. Harbuzi ile Mustafa Pektemek’in acilen kendine gelmesi gerek. Hurşit, serbest oynadığında başarılı oluyor, alkışı hak eden tek isimdi. Gençlerbirliği’nin son derece sıkı kapanan takımlara karşı geriye düştüğünde öne geçmekte zorlandığını bir kez daha gördük. Başlıkta dediğim gibi bundan daha kötü bir Gençlerbirliği herhalde göreceğimi zannetmiyorum.
Manisa’ya gelince, Ergin bu oyunuyla formasını kaptırır gibi durmuyor. Defansta hiç çıkmayan Rahmi, Burak ve Kalabane, en azından Manisa’nın kötü gidişine bir dur olabilir. Bol pas yapabilen topu saklayabilen adamların varlığı da bir pozitif etken. Mesut Bakkal her zaman böyle maceralarla galip gelemeyebilir. Isaac’in formsuzluğu da gözlerden kaçmadı.
HAKAN KUTLU
Hakan Kutlu hocamız Denizli’de görevine başladı. İlk maçında yenilmiş ama olsun, azmi, hırsı, mücadeleci tavrıyla sevgili Hakan Hocanın “Horozlar”a çok katkısı olacağına, gençlere önem vereceğine eminim. Yolu açık olsun diyorum.
HİKMET HOCA
Hikmet Karaman’ın Beşiktaş karşısında Adem Kocak-Hürriyet-Theo Weeks gibi gayet defansif bir orta saha diziniyle başlamasını pek anlayamadım. Ankaragücü büyük taraftarı ile 100. yılında ise ve elinde bolca da futbolcu varsa bunu daha efektif kullanmalı, 100. yıla yakışır şekilde – pervasızca hücum etmekten bahsetmiyorum – daha atak, daha iştahlı oyuncularla sahaya çıkmalı.
Football Manager 2010
Efsanenin son versiyonu Football Manager çıktı. FM2010′u hemen aldım, hevesle -henüz pek fırsatım olmasa da inceliyorum- oynamaya başladım, bundan sonraki yazılarımda mini notlar, oyuna ilişkin pozitif, negatif yorumlarda bulunacağım. Ama ilk etapta bir bilgi veriyim, önceki versiyonlara göre, günler arasındaki geçiş son derece hızlanmış. Saatlerce oynayanlar için ilaç gibi olmuş.
http://www.sporx.com/yazarlar/tolga_ozek/7643/?ref=AYTO
- SporX 20 Eylül Tarihli Yazım “Thomas Doll’ün Tak….”
- Zaman
- İstikrar ve Gençlerbirliği SporX 15 Şubat Tarihli Yazım
- Sporx 14 Eylül Yazım: ” İki Kere İki = Kahe”
- Haydi Gençler SporX 7 Aralık Yazım
Comments
About Author
Additional comments powered by BackType







Add Yours
YOU